Prof. Dr. Ali Muhyiddin EL-KARADAĞİ Seçimler konusunda fetvaları. Müslümanların hür ve şaibesiz seçimlere katılması icab eder.

Prof. Dr. Ali Muhyiddin EL-KARADAĞİ

 

Müslümanın sesi şahitliktir, güvencedir. Dolayısı ile idare/yönetim dini, ahlaki ve topluma hizmet edebilme cihetlerinden ehliyet sahibi olana/hak edene verilir.

Ehil olanın, toplumunun ve ümmetin başarıya ulaşacağı programa sahip olanın yöneticiliğe seçilmesi gereklidir. Ehil olmayanın idareci seçilmesine ses çıkarmamak hakların zayi olmasına sebebiyet teşkil edeceği gibi aynı zamanda ihanettir.

Değerli hocamızın bütün seçimlerle ilgili görüşleri aşağıda beyan edildiği gibidir.

Öncelikle islamın seçimlere yaklaşımı :

1-Seçimler ümmetin ya da toplumların siyasal anlamda görüşlerini ifade etmesine bir vesile olduğu gibi, gaye ve neticeleri bakımından da geçerli vesilelerdir. Akabinde hükümleri mealinde geçerlidir. Vacibe vesile vacib, harama vesile haramdır. Alimlerimiz açık bir şekilde: “vesileler neticelerinin hükümlerini başlangıç cihetinden alırlar” demişlerdir.

Günümüzde seçimler, başkan ya da parlamento üyesi seçmek demektir.

2- Şer’i olarak istenilen, yararlı olanı tercih etmektir gerekliliğinden hareketle onun seçilmesine katkı sağlamakta aynen vaciptir.

3- Buna bağlı olarak Müslümanın sesi eman ve şehadettir. Dolayısı ile onu kesmek ya da gizlemek caiz değildir. Ayeti kerimede (birde şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse onun kalbi günahkardır.) buyurulmaktadır. Bakara/283

4- Madem ki Müslümanın sesi emandır, yetkinin hak edene ve bu makama ehil olana  verilmesi gerekir.

Ve bundan dolayı güzel ahlak sahibi, toplumuna ve halkına hizmet eden, zulüm, fesad ve günahlardan uzak durana yetki verilmesi icab eder aksi takdirde, oy sahibi günahkar durumundadır, zira idareciliğe ehil olmayanın seçilmesine destek olmuştur. Bu da peygamber efendimizin kıyamet alametlerini zikrederken “ vazife ehil olmayana verildiğinde artık kıyameti bekleyin”  (Sahihi-Buhari/ 59) hadisinde  beyan ettikleri durumdur. Bu nedenle kendisine emanet tevdi edildiğinde onu koruyacak kimsenin seçilmesine destek olmak vaciptir. Bu devlet başkanlığı ise; güvenilir ve güçlü, ihlaslı ve mütehassıs olanı, ilim veyahut tecrübe sahibi olanı seçmek gerekir.  Zalim, bozguncu ve fasık olanı seçmek asla caiz değildir. Dindar olsa dahi zayıf olanı seçmekte caiz değildir. Durum tıpkı Yusuf (a.s) ın buyurduğu gibi: (Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyucu ve bilgili bir kişiyim” dedi.) Yusuf/55 ayetteki “hafiz” ile güven ve ihlas, adalet ve eşitlik, hak-hukuk ve ödevlerde tefrit ile davranmayan, idareciliğin gerektirdiği güç ve güvene sahip olmak, ve toplumun mallarını en şeffaf şekilde korumak  murad edilmektedir. “aleyhim” ile durumun farkında olmak,  tecrübe veya ihtisas sahiplerinden yardım almak murad edilmektedir ki; idarecilik kisvesinin hakkı  verilebilsin.

Sahabenin büyüklerinden/ileri gelenlerinden olmasına rağmen, Allah rasulü (s.a.v.)  Ebu Zerr gıfari kendilerinden idareci olmayı talep ettiğinde; “ Ey Ebu Zerr, sen zayıfsın, idarecilik ise bir emanettir. (Hakkını veremediğin takdirde) kıyamet günü rüsvaylık ve pişmanlıktır. Ancak kim onu hak ederek alır ve onun sebebiyle üzerine düşen vazifeleri eksiksiz eda ederse o hariç.” buyurdu. (Müslim, İmaret 17)

 5- Müslümanın sesinin şehadet olmasından ötürü idareciliğe talip olan kimsenin seçmenler tarafından tanınması icab eder; dolayısı ile aşağıdaki hususların göz ardı edilmemesi gerekir.

a-      Seçmenin seçeceği kimsenin dini, ahlaki, ameli yönleri ile idareci olmaya ehil olup olmadığını, mali ve idari olarak bozgunculuğa sebebiyet verip vermeyeceğini, zulüm, tuğyan ve istibdattan uzak olup olmadığını bilmesi gerekir.   Hadisi şerifte buyurulduğu gibi: “güneşin aydınlığı gibi biliyorsan şahitlik et, bilmiyorsan bırak.” (Hakim,müstedrekinde sahih olarak beyan etmiştir.)

 

b- Şahitliğin bizi: (birde şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse onun kalbi günahkardır.)  Bakara/283 ayetinin ışığına sevk etmesi gerekir. Bu da hak edene ihtiyaç duyduğunda yanında olmayı şer’i olarak vacip kılar. Zira bu şahsiyetin davetine icabet edilmediği takdirde ehil olmayan bozgunculardan, zulüm ve günah sahibi güruhtan birileri idareciliğe seçilecektir.

Yine bilindiği üzere ehliyetli insanların davetine icabet etmek iyilik ve takvada yardımlaşmaktır, bu da dini bir vecibedir. Ayeti kerimede yüce Allah: “  İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” buyurmaktadır. Maide/2

Diğer bir açıdan; hayır kapılarının açılması adalet, salah ve rüşt sahiplerinin seçilmesi şer’i bir vecibedir ve bir çok şer’i delili mevcuttur.

 Buna mukabil; Konuyu Seddi zera-i ciheti, şer kapılarının kapalı tutulması,  zulüm ve tuğyana sevk açısından ele alacak olursak: İslam’ın bir çok delilden dolayı bu konuda bize büyük bir ödev yüklediğini kavramış oluruz.  

  1. olarak: Seçimler nezih bir biçimde değilde tezvirata dayalı olursa o zaman bu tezviratçıların nasıl ki seslerine kulak vermemek gerekirse, (ki toplumun bunlara kulak tıkaması gerekir) mümkün ise uzak durmak, şer’i bir vecibedir.
  2. olarak: yukarıda zikrettiklerimize binaen; bazı konularda farklı görüşlerimiz olsa da, liyakat sahibini seçmek şer’i bir vecibe ve vatani bir ödevdir. Genel ve kuşatıcı maslahata dayalı yollara itibar etmek gerekir. Zira ehliyet sahibi olmayanları seçmek şer’i bakımdan caiz değildir. Bu ister velayeti amme ister velayeti hassa olsun durum değişmez. zira kötülük ve düşmalık üzere yardımlaşmak kitap, sünnet ve icma bakımlarından haramdır.

konuyu; muvazenat fıkhıkapsamındaele alacaksak,  mesalih ve mefasid derecelerine riayet edeceksek, büyük zaralardan korunmak namına küçük zaralara katlanılır, ve büyük maslahatlar korunmuş olur ki kendilerinde küçük sıkıntılar bulunsa da problem teşkil etmez.

Allah Müslüman toplumlarımızı en iyi, en faydalı, ihlaslı, ve güvenlir olanı seçmekte muvaffak kılsın. Hiç şüphesiz ümmet başarılı bir önderlikle ilerleyecek ve başarıya ulaşacaktır. Bozguncu idareciler ile zayıflayacak, ayrışacak ve parçalanacaktır.

(Rabbine muhtaç kul)

Prof. Dr. Ali Muhyiddin EL-KARADAĞİ

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri

_________________

Estimating the situation is based on the opinion of the author and does not necessarily express the opinion of the site

379 total views, 1 views today

الوسوم: , , , ,

التنصيف : POSITION PAPERS

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

WP-Backgrounds by InoPlugs Web Design and Juwelier Schönmann
Film izle Hd Film izle Online Film izle Tek Parça izle Filmi Full izle Hd Film Sitesi Direk izle Bedava film izle Film Tavsiyeleri Film izleyin hd film siteniz seks izle